20 Nisan 2009 Pazartesi

(¸.·*♥UcNoktası♥*·.¸) BİRŞEY GİBİ...

“İçinizde birşey hissedeceksiniz , birşey gibi kötü , birşey gibi anlatılmaz . Sadece ve öylece sarıveren etrafınızı . Herhangi bir yaşamışlık üstüne konan , o uçarı ve kimsesiz sevda gibi ya da hayır , hiçbir şey gibi. Yapmacıksız ve hiçliğe öylece gebe . İşte o an bağırmanın tam vaktidir.”

“Düşün” dedi . Günlerdir beyninde çınlıyordu bu kelime . Ne istiyordu ? Neyi düşünmesi gerekiyordu . Etrafındakilere göre düşünecek birşey yoktu . Sadece birisini etkilemek için bulunan o ufak oyunlardan birisiydi . Sonuçta hiçbir kapıya çıkmayan , hiçbir amaca yakınsamayan , düz , basit ve kendi halinde bir kelimeydi belki de . Üstünde bu kadar yorulmanın bir anlamı yoktu sanki . “Ama ya öyle değilse” diye geçirdi içinden . O zaman ciddi bir sorun vardı ortada , katedilmesi gereken uzun bir yol vardı .

Kurşuni bir yalnızlığın tüm benliğini kargışlarcasına, dingin ve tutarsız , oratsındaydı . Kelimeler , özellikle o kelime aklından öylesine geçiveren , anlamlandıramadığı hengamesinde yaşamının , koku dolu bir ıssızlığı ve sessizliği , kelimelere inat sessizliği yaşamak , belki de olası çıkmazlar içinde en halden bilmezi, en çirkefiydi . Günlerin geçişi değişmeyen bir pervasızlık sürerken gözlerinin önüne , o , olanca yoksunluğuyla dikiliyordu karşısına sevdasına boşluğun . İçinde bir şey apansız büyüyor , o , onu yakalamaya çalıştıkça kaçıyor , kaçtıkça şey onu yakalıyordu . Bir şeydi , ne olduğu ,niye olduğu ve ne zaman geleceği belli olmayan . Savsaklandıkça boğuyordu onu . Ama şiddetle kaçıyordu gün ışığından . Savaşmaktan çok vurkaçtan yanaydı . Şimdi bir de bu kelime çıkmıştı başına . Belki dikkatsizce söylenmiş ama onun bütün vahşetini arttırmıştı .

Sıkılgan tavırlarla nereye varacağını izliyordu . Bir yandan da o kelimeyi söyleyene kızıyordu . “Bir ipucu vermeliydi . Bana biraz yardım etmeliydi . Bir çıkış yolu göstermeliydi.” diyordu. Böyle ortaya çıkıp küt diye “düşün” denir miydi? Bu bir insanın boğazına ip geçirmekten de betredi . O zaman ne olacağını biliyordu insan , ya şimdi ?

“Oturup ona mektup yazmalı” dedi . “ Ne istediğini , nasıl ve ne hakla ve neye dayanarak istediğini öğrenmeli” dedi. Sonra bunun kendisini küçük düşürmek olarak gördü . O söylemeden ne olduğunu bulmalıydı , bu problemi çözmeliydi . Belki kitaplarda buna benzer birşey bulabilirdi ya da bu işe daha önce bulaşmış birisini bulup ona sorabilirdi . Ama bu yapma bir rahatlık sağlayacaktı ona . Eğer varılacak bir nokta varsa o noktaya tek başına varmalıydı . Yoksa ne anlamı kalacaktı ki ? Sonuçta ona söylenen “düşün” git başkasına sor anlamına gelmiyordu ki . Hem bu içindeki şeyi de tatmin etmeyecek aksine iyice azdıracaktı . Bu yargıya nasıl vardığın bilmiyordu . Kontrolsüz bir içtepiydi bu belki . Kendine tam olarak egemen değildi . Sanki o , egemenlik hakkını bir başkasına vermiş , oy çokluğuyla (bir oy) başa geçen bu kişi de , onu istediği gibi yönetiyormuş gibi geliyordu ona . Acaba geçen seçimlerde meclis üyelerini seçerken böyle birkişiyi de seçmesi mi gerekmişti? Belki de öyleydi . Eğer egemenlik kendisinde değilse , yaptıklarından da sorumlu olamazdı , dilediğini yapabilir , sonra da egemen kişiyi suçlayabilirdi . Bunu diğere insanlarla anlatması biraz zor olacaktı ama mutlaka onlar da böyle bir kişiyi seçmiş olmalıydılar , belki farkında değldiler .Ama o anlatınca hemen anlayıvereceklerdi . Evet , evet , diyeveceklerdi , biz sadece bu ülkeyi yönetmeniz için oy vermiştik , bize bundan , bizi de ayrı ayrı egemenliğimizden edeceğinizden söz etmemiştiniz . Şimdi verin tüm egemenliklerimizi geri , sizi feshediyoruz , kendi krallığımıız ilan ediyoruz , diyeceklerdi . Bunu söylemeliydi insanlara , böylece elini kolunu bağlayan o şeyden kurtulabilirdi. Bu kelimenin altına şıkısıp kalmayacaktı . O zaman düşünebilecekti . Ne güzel olacaktı , bu sanrıyla kendini rahat hissetti . Belki de onun istediği buydu , eğer öyleyse sevilmeye layıktı . Tam bunu ona yazacakken uykudan uyanmıştı . Kendine lanet etti , daha bir arpa boyu yol alamamıştı . Oysa o bundan farklı birşey istiyordu . “Ne istiyorsun benden” diye haykırdı ve uyudu .

O günlerde “surat asma hakkını” kullanıyordu . Etrafındakler pek anlamıyordu bunu . Anayasada yada herhangi bir yasada böyle bir hak yoktu . Belki de o yasalara aykırı iş yapıyordu . Hem diğer insanlar böyle bir haktan bahsetmiyor , eğer suratlarını asarlarsa bunu bir nedene dayandırıyor , hiçbir şey bulamazlarsa suçu “can sıkıntısı” diye birisine atıyorlardı . Çok patavatsız ve sağı solu belli olmayan birisiydi bu can sıkıntısı , olur olmaz zamanlarda gelir insanların yüzlerini asmalarına neden olurdu . O olmasa hep gülecekti insancıklar . Görüldüğü yerde vurulması istendiğine dair söylentiler vardı . Ama bizimkli suçu ona atmayı doğru bulmuyordu . Kafası öyle karışık , içi öyle doluydu ki yüzünü asmaktan başka şansı olmadığına inanıyor ve bu hakkı kendinde görüyordu . Bunu yasalara koymamak yasa koyucuların düşüncesizliğiydi . İnsan ağlamak , gülmek , surat asmak gibi haklarının güvebce altına alınmamasını yadırgamalıydı . Peki ama bunun onunla ne ilgisi vardı ? acaba gidilmesi gereken yoldan uzaklaşıyor muydu ?

Şey , içinde bir o yana bir bu yana gezinip duruyordu . Ardısıra “düşünmek”i de sürüklüyordu . Şey , nereye gitse düşünmek oraya takılıyordu . Kendisine verilen emrin yerine getirilip getirilmediğini öğrenmek için aranmamıştı da . Belki de çoktan unutmuştu . “Niye debelenip duruyorum ki?” diye soruyordu , sonra da “daha yeterince debelenmedim” deyip geçiştiriyordu . Aslında artık emri verenden çok emrin kendisini önemsiyordu . Sonuçta bu kelime kendisini düşüncesizlikle suçluyordu . Hayır efendim , düşüncesiz filen değildi . Nereden çıkarıyorlardı bunu . Kimi kırmıştı bugüne dek, kimin tavuğuna kışt demişti. Çok yanılıyorlardı . Aslında bu emri verenlerin düşünmesi gerekiyordu . Hatta bu konuda bir rapor hazırlanıp ona sunulmalıydı . Raporda kelimenin tarihçesine, çeşitli dillerdeki anlamlarına kesinlikle yer verilmeli ve ne istendiği açık şekilde belirtilmeliydi . En ufak belirsizlik halinde rapor geri çevrilerek yeniden yazılması için iade edilmeliydi . Yasal süre dolduktan sonra yapılan başvurular dikkate alınmayarak haklarında bakaya işlemi yapılmalıydı . Evet , önce o düşünmeliydi . sonra kendisine ne düşündüğünü iyice anlatmalı ve oturup ikisi beraber yorumlamalıydılar . Belki o zaman istedikleri kapıya çıkacaklardı . Onları içeri buyur edeceklerdi . Rahatlayacak ve huzurla uyuyacaklardı . Acaba o bunları düşünüyor muydu ? Sonunda onu aramaya karar verdi .

Sıradan birgündü o gün de , iş yerine gitti , biraz oyalandıktan sonra heyecanla telefona sarıldı . Bir yandan heyecanlanıyor , bir yandan korkuyordu . İki ayrı işi aynı anda yapabilmek ne kadar güzeldi ve telefonun çalmaya başladı . Karşıdan sabah mahmurluğuna batırılmış bir ses cevapladı telefonu . Önce selamlaşma ve hatır sorma seviyesi aşıldı . O önemli ana yavaş yavaş yaklaşmak istiyordu . Bunun tadını çıkarmalıydı . Biraz konuştular ve artık o an gelmişti . “Benden birşey istemiştin hatırlıyor musun?” dedi, “Ne gibi?” diye sordu karşıdaki ses. Sesinde bir değişme yoktu . Yoksa hatırlamıyor muydu ? “Düşünmek gibi !” diye haykırdı birden . Acı içindeydi. “Sen hala orada mısın?” dedi karşıdaki ses , büyük bir şaşkınlıkla . Yıkılmıştı . “Şey, zaten sende ses çıkmayınca , ben ,şey , düşündüm , yani benimle ilgilenmediğini , ben de .....” . gerisini dinlemedi . O bağırmıştı , halbuki bu süre içerisinde , tüm benliğiyle , tüm hücreleriyle bağırmıştı hem de , hiç sesi kalmamacasına , yırtınırcasına , ama sesi ona yetişmemişti. Bir şarkı gibi , çok sevdiği , “yetişmiyor sana sesim , bekliyorum gelmiyorsun” , beklemişti , ama olmamıştı , demek “yollar bu kadar uzun” du . Bu yıkkınlık aldatılmaktan, kovulmaktan çok farklıydı . Öylece kaldı , yıkkınlık hakkını sonuna kadar kullanmakta kararlıydı , en azından bu hak tanınmalıydı ona . İçinde bir şeyin yeniden büyüdüğünü hissetti , bir şey gibi kötü , bir şey gibi anlatılmaz


--
Saygısızlığın olmadığı ve tahammül edebileceğiniz kadar bir hoşgörü anlayışı ile paylaşıyoruz.

Mutlu Olmak için;
Varsa İmkanlarınızı artırın, İmkanlarınız yoksa İsteklerinizi azaltın...
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
  ♥♥♥ Yasam, Paylasmakla Daha Guzel.♥♥♥

"İNSAN!
Çok Düşün,Hoş Konuş,İyi Davran,Temiz Yaşa,Görevini Yap,
Sevgi Kazan."

Saygısızlığın olmayacağı, tahammül edebileceğimiz kadar hoşgörü ile (¸.·*♥UcNoktası♥*·.¸) Grubundayız".

Ana sayfa...:
http://groups.google.com.tr/group/ucnoktasi/

Grup Sahibi  : keremiix@gmail.com (Kerem ESEN)
Yönetici       : benhanci@gmail.com (Hatice Hanım)
Yönetici       : bunchofflowers@gmail.com (Buket Hanım)
Yönetici       : belgin.aksoylu@gmail.com (Belgin Hanım)
Yönetici       : levinda20@gmail.com (Nurcan Hanım)
yönetici       : asamerh1@gmail.com (Meriç Bey)
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

*GÖNÜL BAHÇEMİZDEN* BİRŞEY GİBİ...

“İçinizde birşey hissedeceksiniz , birşey gibi kötü , birşey gibi anlatılmaz . Sadece ve öylece sarıveren etrafınızı . Herhangi bir yaşamışlık üstüne konan , o uçarı ve kimsesiz sevda gibi ya da hayır , hiçbir şey gibi. Yapmacıksız ve hiçliğe öylece gebe . İşte o an bağırmanın tam vaktidir.”

“Düşün” dedi . Günlerdir beyninde çınlıyordu bu kelime . Ne istiyordu ? Neyi düşünmesi gerekiyordu . Etrafındakilere göre düşünecek birşey yoktu . Sadece birisini etkilemek için bulunan o ufak oyunlardan birisiydi . Sonuçta hiçbir kapıya çıkmayan , hiçbir amaca yakınsamayan , düz , basit ve kendi halinde bir kelimeydi belki de . Üstünde bu kadar yorulmanın bir anlamı yoktu sanki . “Ama ya öyle değilse” diye geçirdi içinden . O zaman ciddi bir sorun vardı ortada , katedilmesi gereken uzun bir yol vardı .

Kurşuni bir yalnızlığın tüm benliğini kargışlarcasına, dingin ve tutarsız , oratsındaydı . Kelimeler , özellikle o kelime aklından öylesine geçiveren , anlamlandıramadığı hengamesinde yaşamının , koku dolu bir ıssızlığı ve sessizliği , kelimelere inat sessizliği yaşamak , belki de olası çıkmazlar içinde en halden bilmezi, en çirkefiydi . Günlerin geçişi değişmeyen bir pervasızlık sürerken gözlerinin önüne , o , olanca yoksunluğuyla dikiliyordu karşısına sevdasına boşluğun . İçinde bir şey apansız büyüyor , o , onu yakalamaya çalıştıkça kaçıyor , kaçtıkça şey onu yakalıyordu . Bir şeydi , ne olduğu ,niye olduğu ve ne zaman geleceği belli olmayan . Savsaklandıkça boğuyordu onu . Ama şiddetle kaçıyordu gün ışığından . Savaşmaktan çok vurkaçtan yanaydı . Şimdi bir de bu kelime çıkmıştı başına . Belki dikkatsizce söylenmiş ama onun bütün vahşetini arttırmıştı .

Sıkılgan tavırlarla nereye varacağını izliyordu . Bir yandan da o kelimeyi söyleyene kızıyordu . “Bir ipucu vermeliydi . Bana biraz yardım etmeliydi . Bir çıkış yolu göstermeliydi.” diyordu. Böyle ortaya çıkıp küt diye “düşün” denir miydi? Bu bir insanın boğazına ip geçirmekten de betredi . O zaman ne olacağını biliyordu insan , ya şimdi ?

“Oturup ona mektup yazmalı” dedi . “ Ne istediğini , nasıl ve ne hakla ve neye dayanarak istediğini öğrenmeli” dedi. Sonra bunun kendisini küçük düşürmek olarak gördü . O söylemeden ne olduğunu bulmalıydı , bu problemi çözmeliydi . Belki kitaplarda buna benzer birşey bulabilirdi ya da bu işe daha önce bulaşmış birisini bulup ona sorabilirdi . Ama bu yapma bir rahatlık sağlayacaktı ona . Eğer varılacak bir nokta varsa o noktaya tek başına varmalıydı . Yoksa ne anlamı kalacaktı ki ? Sonuçta ona söylenen “düşün” git başkasına sor anlamına gelmiyordu ki . Hem bu içindeki şeyi de tatmin etmeyecek aksine iyice azdıracaktı . Bu yargıya nasıl vardığın bilmiyordu . Kontrolsüz bir içtepiydi bu belki . Kendine tam olarak egemen değildi . Sanki o , egemenlik hakkını bir başkasına vermiş , oy çokluğuyla (bir oy) başa geçen bu kişi de , onu istediği gibi yönetiyormuş gibi geliyordu ona . Acaba geçen seçimlerde meclis üyelerini seçerken böyle birkişiyi de seçmesi mi gerekmişti? Belki de öyleydi . Eğer egemenlik kendisinde değilse , yaptıklarından da sorumlu olamazdı , dilediğini yapabilir , sonra da egemen kişiyi suçlayabilirdi . Bunu diğere insanlarla anlatması biraz zor olacaktı ama mutlaka onlar da böyle bir kişiyi seçmiş olmalıydılar , belki farkında değldiler .Ama o anlatınca hemen anlayıvereceklerdi . Evet , evet , diyeveceklerdi , biz sadece bu ülkeyi yönetmeniz için oy vermiştik , bize bundan , bizi de ayrı ayrı egemenliğimizden edeceğinizden söz etmemiştiniz . Şimdi verin tüm egemenliklerimizi geri , sizi feshediyoruz , kendi krallığımıız ilan ediyoruz , diyeceklerdi . Bunu söylemeliydi insanlara , böylece elini kolunu bağlayan o şeyden kurtulabilirdi. Bu kelimenin altına şıkısıp kalmayacaktı . O zaman düşünebilecekti . Ne güzel olacaktı , bu sanrıyla kendini rahat hissetti . Belki de onun istediği buydu , eğer öyleyse sevilmeye layıktı . Tam bunu ona yazacakken uykudan uyanmıştı . Kendine lanet etti , daha bir arpa boyu yol alamamıştı . Oysa o bundan farklı birşey istiyordu . “Ne istiyorsun benden” diye haykırdı ve uyudu .

O günlerde “surat asma hakkını” kullanıyordu . Etrafındakler pek anlamıyordu bunu . Anayasada yada herhangi bir yasada böyle bir hak yoktu . Belki de o yasalara aykırı iş yapıyordu . Hem diğer insanlar böyle bir haktan bahsetmiyor , eğer suratlarını asarlarsa bunu bir nedene dayandırıyor , hiçbir şey bulamazlarsa suçu “can sıkıntısı” diye birisine atıyorlardı . Çok patavatsız ve sağı solu belli olmayan birisiydi bu can sıkıntısı , olur olmaz zamanlarda gelir insanların yüzlerini asmalarına neden olurdu . O olmasa hep gülecekti insancıklar . Görüldüğü yerde vurulması istendiğine dair söylentiler vardı . Ama bizimkli suçu ona atmayı doğru bulmuyordu . Kafası öyle karışık , içi öyle doluydu ki yüzünü asmaktan başka şansı olmadığına inanıyor ve bu hakkı kendinde görüyordu . Bunu yasalara koymamak yasa koyucuların düşüncesizliğiydi . İnsan ağlamak , gülmek , surat asmak gibi haklarının güvebce altına alınmamasını yadırgamalıydı . Peki ama bunun onunla ne ilgisi vardı ? acaba gidilmesi gereken yoldan uzaklaşıyor muydu ?

Şey , içinde bir o yana bir bu yana gezinip duruyordu . Ardısıra “düşünmek”i de sürüklüyordu . Şey , nereye gitse düşünmek oraya takılıyordu . Kendisine verilen emrin yerine getirilip getirilmediğini öğrenmek için aranmamıştı da . Belki de çoktan unutmuştu . “Niye debelenip duruyorum ki?” diye soruyordu , sonra da “daha yeterince debelenmedim” deyip geçiştiriyordu . Aslında artık emri verenden çok emrin kendisini önemsiyordu . Sonuçta bu kelime kendisini düşüncesizlikle suçluyordu . Hayır efendim , düşüncesiz filen değildi . Nereden çıkarıyorlardı bunu . Kimi kırmıştı bugüne dek, kimin tavuğuna kışt demişti. Çok yanılıyorlardı . Aslında bu emri verenlerin düşünmesi gerekiyordu . Hatta bu konuda bir rapor hazırlanıp ona sunulmalıydı . Raporda kelimenin tarihçesine, çeşitli dillerdeki anlamlarına kesinlikle yer verilmeli ve ne istendiği açık şekilde belirtilmeliydi . En ufak belirsizlik halinde rapor geri çevrilerek yeniden yazılması için iade edilmeliydi . Yasal süre dolduktan sonra yapılan başvurular dikkate alınmayarak haklarında bakaya işlemi yapılmalıydı . Evet , önce o düşünmeliydi . sonra kendisine ne düşündüğünü iyice anlatmalı ve oturup ikisi beraber yorumlamalıydılar . Belki o zaman istedikleri kapıya çıkacaklardı . Onları içeri buyur edeceklerdi . Rahatlayacak ve huzurla uyuyacaklardı . Acaba o bunları düşünüyor muydu ? Sonunda onu aramaya karar verdi .

Sıradan birgündü o gün de , iş yerine gitti , biraz oyalandıktan sonra heyecanla telefona sarıldı . Bir yandan heyecanlanıyor , bir yandan korkuyordu . İki ayrı işi aynı anda yapabilmek ne kadar güzeldi ve telefonun çalmaya başladı . Karşıdan sabah mahmurluğuna batırılmış bir ses cevapladı telefonu . Önce selamlaşma ve hatır sorma seviyesi aşıldı . O önemli ana yavaş yavaş yaklaşmak istiyordu . Bunun tadını çıkarmalıydı . Biraz konuştular ve artık o an gelmişti . “Benden birşey istemiştin hatırlıyor musun?” dedi, “Ne gibi?” diye sordu karşıdaki ses. Sesinde bir değişme yoktu . Yoksa hatırlamıyor muydu ? “Düşünmek gibi !” diye haykırdı birden . Acı içindeydi. “Sen hala orada mısın?” dedi karşıdaki ses , büyük bir şaşkınlıkla . Yıkılmıştı . “Şey, zaten sende ses çıkmayınca , ben ,şey , düşündüm , yani benimle ilgilenmediğini , ben de .....” . gerisini dinlemedi . O bağırmıştı , halbuki bu süre içerisinde , tüm benliğiyle , tüm hücreleriyle bağırmıştı hem de , hiç sesi kalmamacasına , yırtınırcasına , ama sesi ona yetişmemişti. Bir şarkı gibi , çok sevdiği , “yetişmiyor sana sesim , bekliyorum gelmiyorsun” , beklemişti , ama olmamıştı , demek “yollar bu kadar uzun” du . Bu yıkkınlık aldatılmaktan, kovulmaktan çok farklıydı . Öylece kaldı , yıkkınlık hakkını sonuna kadar kullanmakta kararlıydı , en azından bu hak tanınmalıydı ona . İçinde bir şeyin yeniden büyüdüğünü hissetti , bir şey gibi kötü , bir şey gibi anlatılmaz


--
Saygısızlığın olmadığı ve tahammül edebileceğiniz kadar bir hoşgörü anlayışı ile paylaşıyoruz.

Mutlu Olmak için;
Varsa İmkanlarınızı artırın, İmkanlarınız yoksa İsteklerinizi azaltın...
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "GÖNÜL
BAHÇEMİZDEN" grubu.
Bu gruba posta göndermek için , mail atın :
gonulbahcemizden@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin:
gonulbahcemizden+unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için,
http://groups.google.com/group/gonulbahcemizden?hl=tr?hl=tr  adresinde
bu grubu ziyaret edin
geupla ilgili soru ve sorunlarınızı
lütfen grup ownerlerine bildirelim
grup owner mail adresleri
hulyakanber@gmail.com
belgin.aksoylu@gmail.com
misra66@gmail.com
handan.cilems.34@gmail.com
bunchofflowers@gmail.com
Kardeş ve dost gruplar.
Hayal dünyamız.
http://groups.google.com.tr/group/hayaldunyamiz/
http://groups.yahoo.com/group/4_MEVSiM/
http://groups.google.com.tr/group/ask_ustadi
aydanca@googlegroups.com
şiir şair
http://groups.google.com/group/siir-sair?hl=tr?hl=tr
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

~*~KIZILDERİLİLER~*~ Re: hanımlar şımarmayınız! beyler, alınmayınız!))))))))))))))))))

asılsız ve bayan agzından oldugu belli (bir cinsi yukseltmek karşı cinse hiciv, latife etmek )

eger kadının gercek degerini ögrenmek istiyorsanız

uzak dogu, hind, yunan mitoljilerini bırakın

islam sizi en ustt seviyeye yukselmişken (cennet anaların ayakalrı altındadır)

sakın siz de (sözde ) eşitlik ugrana (!) değerinizi alcaltmayın :)


Azrailin gelir kendi
Ne ağa der ne efendi
Sayılı günler tükendi
Yolun sonu görünüyor



20 Nisan 2009 Pazartesi 20:13 tarihinde göккυşαğıм! <hafizem@gmail.com> yazdı:

HANIMLAR ŞIMARMAK YOK...

 



 
HİNT MİTOLOJİSİNDE
KADININ YARADILIŞI


 
 
Tanrı, yaprağın hafifliğini


 ceylanın bakışını


 güneş ışığının kıvancını


 sisin gözyaşını aldı


 rüzgarın kararsızlığını


 tavşanın ürkekliğini buna ekledi


 onların üzerine taşların sertliğini


 balın tadını
 kaplanın yırtıcılığını


 ateşin yakıcılığını


 kışın soğuğunu


 saksağanın gevezeliğini


 kumrunun sevgisini kattı


 bütün bunları karıştırdı, eritti ve kadın yaptı


 
YARATTIĞI KADINI ,ERKEĞE ARMAĞAN ETTİ



 HİNT MİTOLOJİSİNDE
ERKEĞİN YARATILIŞI




 Tanrı, kaplumbağanın yavaşlığını


 boğanın bakışını


 fırtına bulutlarının kasvetini


 tilkinin kurnazlığını


 boranın dehşetini aldı


 sülüğün yapışkanlığını


 kedinin yaramazlığını


 hindinin kabarışını


 gergedan derisinin sertliğini onlara ekledi


 bunların üzerine ayının kabalığını


 bukalemunun şıpsevdiliğini


 sivrisineğin vızıltısını kattı ve erkeği yarattı

 
YARATTIĞI ERKEĞİ,
ADAM ETSİN DİYE
KADINA VERDİ


..GÖZLER ISLANMADIKÇA GÖNÜLLERDE GÖKKUŞAĞI OLUŞMAZ..
/////////////////////////////////////

Hayatta yanlislarin yerine
dogrulari koymak istediginde
sunu animsa: yapilacak ilk devrim insanin kendi
içinde yapacagidir, evet ilk
ve en önemli devrim budur. Insan kendi hakkinda
bir düsünceye sahip
degilken, ne istedigini, hayattan ve insanlardan
ne bekledigini bilmiyorken
bir düsünce ugruna savasmak yapilabilecek en
tehlikeli seylerden biridir.
Hayatini basitlestirme ve ucuz zevkler ugruna
harcama onu. Hayat ilkbaharda
daglardaki karlarin erimesi kadar çabuk sona
erer. Anlamadan bitiverir.
Yasadigimiz her saniye bize bahsedilmis birer
mucize olsa gerek. O kadar ki,
geri alinmasi ve tekrar yasanmasi olanaksiz. Bunu
bil ve her sıkıntılı
aninda bunu animsa.
*********************************
http://groups.google.com/group/sevgiyol?hl=tr

**************************************

***BAZI GRUPLARDA MAİL ALIMIM YOKTUR,LÜTFEN ÖZELDEN YANITLAYINIZ***




--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "KIZILDERİLİLER" grubu.
 Bu gruba posta göndermek için , mail atın : kizillderililer@googlegroups.com
 Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: kizillderililer+unsubscribe@googlegroups.com
 Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com.tr/group/kizillderililer?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

.|. ARIZ@LIYIZzZ .|. BİRŞEY GİBİ...

“İçinizde birşey hissedeceksiniz , birşey gibi kötü , birşey gibi anlatılmaz . Sadece ve öylece sarıveren etrafınızı . Herhangi bir yaşamışlık üstüne konan , o uçarı ve kimsesiz sevda gibi ya da hayır , hiçbir şey gibi. Yapmacıksız ve hiçliğe öylece gebe . İşte o an bağırmanın tam vaktidir.”

“Düşün” dedi . Günlerdir beyninde çınlıyordu bu kelime . Ne istiyordu ? Neyi düşünmesi gerekiyordu . Etrafındakilere göre düşünecek birşey yoktu . Sadece birisini etkilemek için bulunan o ufak oyunlardan birisiydi . Sonuçta hiçbir kapıya çıkmayan , hiçbir amaca yakınsamayan , düz , basit ve kendi halinde bir kelimeydi belki de . Üstünde bu kadar yorulmanın bir anlamı yoktu sanki . “Ama ya öyle değilse” diye geçirdi içinden . O zaman ciddi bir sorun vardı ortada , katedilmesi gereken uzun bir yol vardı .

Kurşuni bir yalnızlığın tüm benliğini kargışlarcasına, dingin ve tutarsız , oratsındaydı . Kelimeler , özellikle o kelime aklından öylesine geçiveren , anlamlandıramadığı hengamesinde yaşamının , koku dolu bir ıssızlığı ve sessizliği , kelimelere inat sessizliği yaşamak , belki de olası çıkmazlar içinde en halden bilmezi, en çirkefiydi . Günlerin geçişi değişmeyen bir pervasızlık sürerken gözlerinin önüne , o , olanca yoksunluğuyla dikiliyordu karşısına sevdasına boşluğun . İçinde bir şey apansız büyüyor , o , onu yakalamaya çalıştıkça kaçıyor , kaçtıkça şey onu yakalıyordu . Bir şeydi , ne olduğu ,niye olduğu ve ne zaman geleceği belli olmayan . Savsaklandıkça boğuyordu onu . Ama şiddetle kaçıyordu gün ışığından . Savaşmaktan çok vurkaçtan yanaydı . Şimdi bir de bu kelime çıkmıştı başına . Belki dikkatsizce söylenmiş ama onun bütün vahşetini arttırmıştı .

Sıkılgan tavırlarla nereye varacağını izliyordu . Bir yandan da o kelimeyi söyleyene kızıyordu . “Bir ipucu vermeliydi . Bana biraz yardım etmeliydi . Bir çıkış yolu göstermeliydi.” diyordu. Böyle ortaya çıkıp küt diye “düşün” denir miydi? Bu bir insanın boğazına ip geçirmekten de betredi . O zaman ne olacağını biliyordu insan , ya şimdi ?

“Oturup ona mektup yazmalı” dedi . “ Ne istediğini , nasıl ve ne hakla ve neye dayanarak istediğini öğrenmeli” dedi. Sonra bunun kendisini küçük düşürmek olarak gördü . O söylemeden ne olduğunu bulmalıydı , bu problemi çözmeliydi . Belki kitaplarda buna benzer birşey bulabilirdi ya da bu işe daha önce bulaşmış birisini bulup ona sorabilirdi . Ama bu yapma bir rahatlık sağlayacaktı ona . Eğer varılacak bir nokta varsa o noktaya tek başına varmalıydı . Yoksa ne anlamı kalacaktı ki ? Sonuçta ona söylenen “düşün” git başkasına sor anlamına gelmiyordu ki . Hem bu içindeki şeyi de tatmin etmeyecek aksine iyice azdıracaktı . Bu yargıya nasıl vardığın bilmiyordu . Kontrolsüz bir içtepiydi bu belki . Kendine tam olarak egemen değildi . Sanki o , egemenlik hakkını bir başkasına vermiş , oy çokluğuyla (bir oy) başa geçen bu kişi de , onu istediği gibi yönetiyormuş gibi geliyordu ona . Acaba geçen seçimlerde meclis üyelerini seçerken böyle birkişiyi de seçmesi mi gerekmişti? Belki de öyleydi . Eğer egemenlik kendisinde değilse , yaptıklarından da sorumlu olamazdı , dilediğini yapabilir , sonra da egemen kişiyi suçlayabilirdi . Bunu diğere insanlarla anlatması biraz zor olacaktı ama mutlaka onlar da böyle bir kişiyi seçmiş olmalıydılar , belki farkında değldiler .Ama o anlatınca hemen anlayıvereceklerdi . Evet , evet , diyeveceklerdi , biz sadece bu ülkeyi yönetmeniz için oy vermiştik , bize bundan , bizi de ayrı ayrı egemenliğimizden edeceğinizden söz etmemiştiniz . Şimdi verin tüm egemenliklerimizi geri , sizi feshediyoruz , kendi krallığımıız ilan ediyoruz , diyeceklerdi . Bunu söylemeliydi insanlara , böylece elini kolunu bağlayan o şeyden kurtulabilirdi. Bu kelimenin altına şıkısıp kalmayacaktı . O zaman düşünebilecekti . Ne güzel olacaktı , bu sanrıyla kendini rahat hissetti . Belki de onun istediği buydu , eğer öyleyse sevilmeye layıktı . Tam bunu ona yazacakken uykudan uyanmıştı . Kendine lanet etti , daha bir arpa boyu yol alamamıştı . Oysa o bundan farklı birşey istiyordu . “Ne istiyorsun benden” diye haykırdı ve uyudu .

O günlerde “surat asma hakkını” kullanıyordu . Etrafındakler pek anlamıyordu bunu . Anayasada yada herhangi bir yasada böyle bir hak yoktu . Belki de o yasalara aykırı iş yapıyordu . Hem diğer insanlar böyle bir haktan bahsetmiyor , eğer suratlarını asarlarsa bunu bir nedene dayandırıyor , hiçbir şey bulamazlarsa suçu “can sıkıntısı” diye birisine atıyorlardı . Çok patavatsız ve sağı solu belli olmayan birisiydi bu can sıkıntısı , olur olmaz zamanlarda gelir insanların yüzlerini asmalarına neden olurdu . O olmasa hep gülecekti insancıklar . Görüldüğü yerde vurulması istendiğine dair söylentiler vardı . Ama bizimkli suçu ona atmayı doğru bulmuyordu . Kafası öyle karışık , içi öyle doluydu ki yüzünü asmaktan başka şansı olmadığına inanıyor ve bu hakkı kendinde görüyordu . Bunu yasalara koymamak yasa koyucuların düşüncesizliğiydi . İnsan ağlamak , gülmek , surat asmak gibi haklarının güvebce altına alınmamasını yadırgamalıydı . Peki ama bunun onunla ne ilgisi vardı ? acaba gidilmesi gereken yoldan uzaklaşıyor muydu ?

Şey , içinde bir o yana bir bu yana gezinip duruyordu . Ardısıra “düşünmek”i de sürüklüyordu . Şey , nereye gitse düşünmek oraya takılıyordu . Kendisine verilen emrin yerine getirilip getirilmediğini öğrenmek için aranmamıştı da . Belki de çoktan unutmuştu . “Niye debelenip duruyorum ki?” diye soruyordu , sonra da “daha yeterince debelenmedim” deyip geçiştiriyordu . Aslında artık emri verenden çok emrin kendisini önemsiyordu . Sonuçta bu kelime kendisini düşüncesizlikle suçluyordu . Hayır efendim , düşüncesiz filen değildi . Nereden çıkarıyorlardı bunu . Kimi kırmıştı bugüne dek, kimin tavuğuna kışt demişti. Çok yanılıyorlardı . Aslında bu emri verenlerin düşünmesi gerekiyordu . Hatta bu konuda bir rapor hazırlanıp ona sunulmalıydı . Raporda kelimenin tarihçesine, çeşitli dillerdeki anlamlarına kesinlikle yer verilmeli ve ne istendiği açık şekilde belirtilmeliydi . En ufak belirsizlik halinde rapor geri çevrilerek yeniden yazılması için iade edilmeliydi . Yasal süre dolduktan sonra yapılan başvurular dikkate alınmayarak haklarında bakaya işlemi yapılmalıydı . Evet , önce o düşünmeliydi . sonra kendisine ne düşündüğünü iyice anlatmalı ve oturup ikisi beraber yorumlamalıydılar . Belki o zaman istedikleri kapıya çıkacaklardı . Onları içeri buyur edeceklerdi . Rahatlayacak ve huzurla uyuyacaklardı . Acaba o bunları düşünüyor muydu ? Sonunda onu aramaya karar verdi .

Sıradan birgündü o gün de , iş yerine gitti , biraz oyalandıktan sonra heyecanla telefona sarıldı . Bir yandan heyecanlanıyor , bir yandan korkuyordu . İki ayrı işi aynı anda yapabilmek ne kadar güzeldi ve telefonun çalmaya başladı . Karşıdan sabah mahmurluğuna batırılmış bir ses cevapladı telefonu . Önce selamlaşma ve hatır sorma seviyesi aşıldı . O önemli ana yavaş yavaş yaklaşmak istiyordu . Bunun tadını çıkarmalıydı . Biraz konuştular ve artık o an gelmişti . “Benden birşey istemiştin hatırlıyor musun?” dedi, “Ne gibi?” diye sordu karşıdaki ses. Sesinde bir değişme yoktu . Yoksa hatırlamıyor muydu ? “Düşünmek gibi !” diye haykırdı birden . Acı içindeydi. “Sen hala orada mısın?” dedi karşıdaki ses , büyük bir şaşkınlıkla . Yıkılmıştı . “Şey, zaten sende ses çıkmayınca , ben ,şey , düşündüm , yani benimle ilgilenmediğini , ben de .....” . gerisini dinlemedi . O bağırmıştı , halbuki bu süre içerisinde , tüm benliğiyle , tüm hücreleriyle bağırmıştı hem de , hiç sesi kalmamacasına , yırtınırcasına , ama sesi ona yetişmemişti. Bir şarkı gibi , çok sevdiği , “yetişmiyor sana sesim , bekliyorum gelmiyorsun” , beklemişti , ama olmamıştı , demek “yollar bu kadar uzun” du . Bu yıkkınlık aldatılmaktan, kovulmaktan çok farklıydı . Öylece kaldı , yıkkınlık hakkını sonuna kadar kullanmakta kararlıydı , en azından bu hak tanınmalıydı ona . İçinde bir şeyin yeniden büyüdüğünü hissetti , bir şey gibi kötü , bir şey gibi anlatılmaz


--
Saygısızlığın olmadığı ve tahammül edebileceğiniz kadar bir hoşgörü anlayışı ile paylaşıyoruz.

Mutlu Olmak için;
Varsa İmkanlarınızı artırın, İmkanlarınız yoksa İsteklerinizi azaltın...
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
Grubumuzun adı üstünde ARIZA..

Burada kural yok, burada asma kesme, adam atma,
çıkışta bekleyip dövme gibi hadiseler yok herkes istediği mesajı atabilir..
"her insan ayrı düşünür herkes farklıdır" der, kabul ederiz.

Ne kadar uğraşsakta bu grubu bir kalıba sokamayacağımızı anladık
onun için kafanıza göre takılın, eğlenmeye bakın..
biz öyle yapıyoruz :)

________________________________________

Diğer Gruplarımız

http://groups.google.com.tr/group/goolden
http://groups.google.com.tr/group/disiaslanlar
http://groups.google.com.tr/group/keshane
http://groups.google.com.tr/group/sporx
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

*GÖNÜL BAHÇEMİZDEN* Re: HÜLYANIN MAKYAJLI HALLERİNDEN

iggggggggggggg benim canimin icisi bunlardan cok gusel sen ne yaparsan yap

20 Nisan 2009 Pazartesi 13:00 tarihinde © .. ¢ є м ι ℓ... <cemil.197070@gmail.com> yazdı:
http://galeri.milliyet.com.tr/2009/1/25En_cilgin_moda_akimi/34.jpg

--
          ◄ ►
◄ ► CEMİL ◄ ►
          ◄ ►

******************************************************
Genel web sitesi                                          
http://groups.google.com.tr/group/ask_ustadi
http://cemilinyeri.wordpress.com/

Grup e-postası                                            
ask_ustadi@googlegroups.com                    
...........................................................
Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, "Ne mutlu Türküm diyene!'' anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır.

Cesaretin bittiği yerde, Esaret başlar.



--
               



                ozlem simsekler                  








                         

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "GÖNÜL
BAHÇEMİZDEN" grubu.
Bu gruba posta göndermek için , mail atın :
gonulbahcemizden@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin:
gonulbahcemizden+unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için,
http://groups.google.com/group/gonulbahcemizden?hl=tr?hl=tr  adresinde
bu grubu ziyaret edin
geupla ilgili soru ve sorunlarınızı
lütfen grup ownerlerine bildirelim
grup owner mail adresleri
hulyakanber@gmail.com
belgin.aksoylu@gmail.com
misra66@gmail.com
handan.cilems.34@gmail.com
bunchofflowers@gmail.com
Kardeş ve dost gruplar.
Hayal dünyamız.
http://groups.google.com.tr/group/hayaldunyamiz/
http://groups.yahoo.com/group/4_MEVSiM/
http://groups.google.com.tr/group/ask_ustadi
aydanca@googlegroups.com
şiir şair
http://groups.google.com/group/siir-sair?hl=tr?hl=tr
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

.|. ARIZ@LIYIZzZ .|. Şiir ve Kahve...

Şiir ve Kahve...


Gel desem, bu akşam
Bir kahve ısmarlayayım sana
Bir fincan kahve:
Cezvesinde kaynamış hatıralar,
Köpüklerinde sevgi parlayan,
Fincanında dostluk ile telve
Bir yorgunluk kahvesi.

En iyisi ben sana
Bir şiir ısmarlayayım
Yanında da
Bir fincan acı kahve...

Hasan Gezer



--









Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
Grubumuzun adı üstünde ARIZA..

Burada kural yok, burada asma kesme, adam atma,
çıkışta bekleyip dövme gibi hadiseler yok herkes istediği mesajı atabilir..
"her insan ayrı düşünür herkes farklıdır" der, kabul ederiz.

Ne kadar uğraşsakta bu grubu bir kalıba sokamayacağımızı anladık
onun için kafanıza göre takılın, eğlenmeye bakın..
biz öyle yapıyoruz :)

________________________________________

Diğer Gruplarımız

http://groups.google.com.tr/group/goolden
http://groups.google.com.tr/group/disiaslanlar
http://groups.google.com.tr/group/keshane
http://groups.google.com.tr/group/sporx
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

**80'lerin Rüzgarı** Şiir ve Kahve...

Şiir ve Kahve...


Gel desem, bu akşam
Bir kahve ısmarlayayım sana
Bir fincan kahve:
Cezvesinde kaynamış hatıralar,
Köpüklerinde sevgi parlayan,
Fincanında dostluk ile telve
Bir yorgunluk kahvesi.

En iyisi ben sana
Bir şiir ısmarlayayım
Yanında da
Bir fincan acı kahve...

Hasan Gezer



--









Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
mail atımı için adres    : seksenlerinruzgari@googlegroups.com
üyelikten çıkmak için  : seksenlerinruzgari-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazlası için         : http://groups.google.com/group/seksenlerinruzgari?hl=tr

PATRON..................:Y♥A♥K♥A♥M♥O♥Z
YÖNETİCİLER.........:Siyahİnci ~  SYMRNA  ~  NUR

-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

(¸.·*♥UcNoktası♥*·.¸) Şiir ve Kahve...

Şiir ve Kahve...


Gel desem, bu akşam
Bir kahve ısmarlayayım sana
Bir fincan kahve:
Cezvesinde kaynamış hatıralar,
Köpüklerinde sevgi parlayan,
Fincanında dostluk ile telve
Bir yorgunluk kahvesi.

En iyisi ben sana
Bir şiir ısmarlayayım
Yanında da
Bir fincan acı kahve...

Hasan Gezer



--









Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
  ♥♥♥ Yasam, Paylasmakla Daha Guzel.♥♥♥

"İNSAN!
Çok Düşün,Hoş Konuş,İyi Davran,Temiz Yaşa,Görevini Yap,
Sevgi Kazan."

Saygısızlığın olmayacağı, tahammül edebileceğimiz kadar hoşgörü ile (¸.·*♥UcNoktası♥*·.¸) Grubundayız".

Ana sayfa...:
http://groups.google.com.tr/group/ucnoktasi/

Grup Sahibi  : keremiix@gmail.com (Kerem ESEN)
Yönetici       : benhanci@gmail.com (Hatice Hanım)
Yönetici       : bunchofflowers@gmail.com (Buket Hanım)
Yönetici       : belgin.aksoylu@gmail.com (Belgin Hanım)
Yönetici       : levinda20@gmail.com (Nurcan Hanım)
yönetici       : asamerh1@gmail.com (Meriç Bey)
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

Çatlaksohbet<< WALLPAPERS




--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
MUTLU OL YETER. AMA KALICI MUTLULUK. SANAL DEĞİL.

ÇATLAKSOHBET GRUBUNA HOŞGELDİNİZ.
GRUBUMUZUN MAİL ADRESİ   catlaksohbet@googlegroups.com  DUR.
GRUPTAN ÇIKMAK İÇİN : catlaksohbet-unsubscribe@googlegroups.com
GRUBUMUZUN WEB SİTESİ: http://groups.google.com/group/catlaksohbet

İYİ EĞLENCELER. EĞLENCELİ SOHBETLER.

GRUP HAKKINDA
   riza.zeybekk@gmail.com
   crocodil70@gmail.com
   burcu.turgay0@gmail.com
   kucukcadi10@gmail.com
   havren73@gmail.com

ADRESLERİNE YAZABİLİRSİNİZ.

AYRICA GRUBA EMEĞİ GEÇEN VE MAİLLERİ İLE BU DOSTLUK ORTAMININ PEKİŞMESİNİ SAĞLAYAN TÜM ARKADAŞLARA TEŞEKKÜR EDERİZ.

ÖZLEM IŞIK BU GRUBUN ONURSAL VE FAHRİ BAŞKANIDIR. ARAMIZDA HER ZAMAN YERİ VARDIR. İSTEDİĞİ ZAMAN ARAMIZA DÖNEBİLİR. BU GRUBUN KAPILARI DAİMA ONA AÇIKTIR.
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

**80'lerin Rüzgarı** ww







Seni seviyordum ve senin haberin yoktu.
Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına
düşüşü ve burnun herkesten başkaydı işte.
Güldüğün zaman yukarıya bakardın. Yukarı kalkan
başın ve gülen gözlerin vardı, ne güzeldiler...

Sen bilmiyordun, ben seni seviyordum.

Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler. Duvarlara,
vitrin camlarına kaldırımlara çarpıyordu. Geri dönüyordu
çoğalarak. Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum
herşeyi, her şeyi erteleyişim oluyordun. Kalp ağrısı
oluyordun, birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun.
Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk. Dönemeçler geçiyor,
köprüler göze alıyor ve bazen tekin olmayan suların
üzerinden atlıyorduk. Cesurduk... Ufuk çizgisi maviydi,
gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı bütün karanfiller.

Ben seni seviyordum, bilmiyordun.

Sevinçlerim oluyordun arasıra, sen hiç bilmiyordun.
Sonra herhangi biri oldun. Bütün sevinçlerim bittikten
sonra yağmurlar yağdı serin haziran akşamları...
Sonra bir gün uzaktan gördüm seni. Saçların
bana inat, başın her şeye meydan okuyarak.
İşte yine aynı... Kalbimi acıttın. Her zamanki gibi.
Değiştik sanıyordum.

Ve sen yine bilmiyordun.


İclal Aydın

--









Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
mail atımı için adres    : seksenlerinruzgari@googlegroups.com
üyelikten çıkmak için  : seksenlerinruzgari-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazlası için         : http://groups.google.com/group/seksenlerinruzgari?hl=tr

PATRON..................:Y♥A♥K♥A♥M♥O♥Z
YÖNETİCİLER.........:Siyahİnci ~  SYMRNA  ~  NUR

-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

(¸.·*♥UcNoktası♥*·.¸) ww







Seni seviyordum ve senin haberin yoktu.
Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına
düşüşü ve burnun herkesten başkaydı işte.
Güldüğün zaman yukarıya bakardın. Yukarı kalkan
başın ve gülen gözlerin vardı, ne güzeldiler...

Sen bilmiyordun, ben seni seviyordum.

Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler. Duvarlara,
vitrin camlarına kaldırımlara çarpıyordu. Geri dönüyordu
çoğalarak. Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum
herşeyi, her şeyi erteleyişim oluyordun. Kalp ağrısı
oluyordun, birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun.
Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk. Dönemeçler geçiyor,
köprüler göze alıyor ve bazen tekin olmayan suların
üzerinden atlıyorduk. Cesurduk... Ufuk çizgisi maviydi,
gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı bütün karanfiller.

Ben seni seviyordum, bilmiyordun.

Sevinçlerim oluyordun arasıra, sen hiç bilmiyordun.
Sonra herhangi biri oldun. Bütün sevinçlerim bittikten
sonra yağmurlar yağdı serin haziran akşamları...
Sonra bir gün uzaktan gördüm seni. Saçların
bana inat, başın her şeye meydan okuyarak.
İşte yine aynı... Kalbimi acıttın. Her zamanki gibi.
Değiştik sanıyordum.

Ve sen yine bilmiyordun.


İclal Aydın

--









Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
  ♥♥♥ Yasam, Paylasmakla Daha Guzel.♥♥♥

"İNSAN!
Çok Düşün,Hoş Konuş,İyi Davran,Temiz Yaşa,Görevini Yap,
Sevgi Kazan."

Saygısızlığın olmayacağı, tahammül edebileceğimiz kadar hoşgörü ile (¸.·*♥UcNoktası♥*·.¸) Grubundayız".

Ana sayfa...:
http://groups.google.com.tr/group/ucnoktasi/

Grup Sahibi  : keremiix@gmail.com (Kerem ESEN)
Yönetici       : benhanci@gmail.com (Hatice Hanım)
Yönetici       : bunchofflowers@gmail.com (Buket Hanım)
Yönetici       : belgin.aksoylu@gmail.com (Belgin Hanım)
Yönetici       : levinda20@gmail.com (Nurcan Hanım)
yönetici       : asamerh1@gmail.com (Meriç Bey)
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

.|. ARIZ@LIYIZzZ .|. ww







Seni seviyordum ve senin haberin yoktu.
Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına
düşüşü ve burnun herkesten başkaydı işte.
Güldüğün zaman yukarıya bakardın. Yukarı kalkan
başın ve gülen gözlerin vardı, ne güzeldiler...

Sen bilmiyordun, ben seni seviyordum.

Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler. Duvarlara,
vitrin camlarına kaldırımlara çarpıyordu. Geri dönüyordu
çoğalarak. Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum
herşeyi, her şeyi erteleyişim oluyordun. Kalp ağrısı
oluyordun, birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun.
Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk. Dönemeçler geçiyor,
köprüler göze alıyor ve bazen tekin olmayan suların
üzerinden atlıyorduk. Cesurduk... Ufuk çizgisi maviydi,
gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı bütün karanfiller.

Ben seni seviyordum, bilmiyordun.

Sevinçlerim oluyordun arasıra, sen hiç bilmiyordun.
Sonra herhangi biri oldun. Bütün sevinçlerim bittikten
sonra yağmurlar yağdı serin haziran akşamları...
Sonra bir gün uzaktan gördüm seni. Saçların
bana inat, başın her şeye meydan okuyarak.
İşte yine aynı... Kalbimi acıttın. Her zamanki gibi.
Değiştik sanıyordum.

Ve sen yine bilmiyordun.


İclal Aydın

--









Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
Grubumuzun adı üstünde ARIZA..

Burada kural yok, burada asma kesme, adam atma,
çıkışta bekleyip dövme gibi hadiseler yok herkes istediği mesajı atabilir..
"her insan ayrı düşünür herkes farklıdır" der, kabul ederiz.

Ne kadar uğraşsakta bu grubu bir kalıba sokamayacağımızı anladık
onun için kafanıza göre takılın, eğlenmeye bakın..
biz öyle yapıyoruz :)

________________________________________

Diğer Gruplarımız

http://groups.google.com.tr/group/goolden
http://groups.google.com.tr/group/disiaslanlar
http://groups.google.com.tr/group/keshane
http://groups.google.com.tr/group/sporx
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

(¸.·*♥UcNoktası♥*·.¸) DENİZ

 

DENİZ
Bu aksam vakti deniz,
O bütün hasretimiz,
Sanki gelmis de dile,
Nedametin sesiyle,
Çarparak kayalara,
Yetmez mi, diyor deniz
Karada çektiginiz?

Cahit Sıtkı Tarancı
--









Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
  ♥♥♥ Yasam, Paylasmakla Daha Guzel.♥♥♥

"İNSAN!
Çok Düşün,Hoş Konuş,İyi Davran,Temiz Yaşa,Görevini Yap,
Sevgi Kazan."

Saygısızlığın olmayacağı, tahammül edebileceğimiz kadar hoşgörü ile (¸.·*♥UcNoktası♥*·.¸) Grubundayız".

Ana sayfa...:
http://groups.google.com.tr/group/ucnoktasi/

Grup Sahibi  : keremiix@gmail.com (Kerem ESEN)
Yönetici       : benhanci@gmail.com (Hatice Hanım)
Yönetici       : bunchofflowers@gmail.com (Buket Hanım)
Yönetici       : belgin.aksoylu@gmail.com (Belgin Hanım)
Yönetici       : levinda20@gmail.com (Nurcan Hanım)
yönetici       : asamerh1@gmail.com (Meriç Bey)
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

~*~KIZILDERİLİLER~*~ MANZARALAR

Condemn #2
Klint #6
Klint #5
Klint #4
Klint #3
Klint # 2
upside down
egmond an der zee
Out of the blue
 
Dreams to share
 
Holiday #2
Holiday
Condemn
 
Gullfoss
#3
 
 
 
 
 
 
 
 
 


--
¤°´¯`°¤   İYİ Kİ `LERİNİZ KEŞKE LERİNİZDEN ÇOK OLSUN   ¤°´¯`°¤


... ŞAŞIRTMIYOR DOSTUN KAHPELİĞİ.... ELİMİ SIKARKEN SIRTIMA SAPLADIĞI BIÇAK ...


...ραямαк αу'ι göѕтєя∂iği zαмαη ραямαğα ∂єğiℓ αу'α вαкмαк gєяєк...


İnanmasam!..
Kimliksiz bir bulutun kırık düşen yağmurundan sonra,
Göğsümde bir çocuk şenliğiyle uyanmazdım..
İnanmasam!!..
Bıraktığım yol tekrar bana dönerken,
Naftalin kokulu bir sandıkla bekletilmezdim..
İnanmasam!!!..
LâL olmazdı bakışlarım.



«•´`•.(`•.¸♥•♥•♥¸.•´).•´`•» NuR «•´`•.(`•.¸♥•♥•♥¸.•´).•´`•»


(MAİLERİM ALINTIDIR)


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "KIZILDERİLİLER" grubu.
 Bu gruba posta göndermek için , mail atın : kizillderililer@googlegroups.com
 Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: kizillderililer+unsubscribe@googlegroups.com
 Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com.tr/group/kizillderililer?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

**80'lerin Rüzgarı** MANZARALAR

Condemn #2
Klint #6
Klint #5
Klint #4
Klint #3
Klint # 2
upside down
egmond an der zee
Out of the blue
 
Dreams to share
 
Holiday #2
Holiday
Condemn
 
Gullfoss
#3
 
 
 
 
 
 
 
 
 


--
¤°´¯`°¤   İYİ Kİ `LERİNİZ KEŞKE LERİNİZDEN ÇOK OLSUN   ¤°´¯`°¤


... ŞAŞIRTMIYOR DOSTUN KAHPELİĞİ.... ELİMİ SIKARKEN SIRTIMA SAPLADIĞI BIÇAK ...


...ραямαк αу'ι göѕтєя∂iği zαмαη ραямαğα ∂єğiℓ αу'α вαкмαк gєяєк...


İnanmasam!..
Kimliksiz bir bulutun kırık düşen yağmurundan sonra,
Göğsümde bir çocuk şenliğiyle uyanmazdım..
İnanmasam!!..
Bıraktığım yol tekrar bana dönerken,
Naftalin kokulu bir sandıkla bekletilmezdim..
İnanmasam!!!..
LâL olmazdı bakışlarım.



«•´`•.(`•.¸♥•♥•♥¸.•´).•´`•» NuR «•´`•.(`•.¸♥•♥•♥¸.•´).•´`•»


(MAİLERİM ALINTIDIR)


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
mail atımı için adres    : seksenlerinruzgari@googlegroups.com
üyelikten çıkmak için  : seksenlerinruzgari-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazlası için         : http://groups.google.com/group/seksenlerinruzgari?hl=tr

PATRON..................:Y♥A♥K♥A♥M♥O♥Z
YÖNETİCİLER.........:Siyahİnci ~  SYMRNA  ~  NUR

-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

.|. ARIZ@LIYIZzZ .|. DENİZ

 

DENİZ
Bu aksam vakti deniz,
O bütün hasretimiz,
Sanki gelmis de dile,
Nedametin sesiyle,
Çarparak kayalara,
Yetmez mi, diyor deniz
Karada çektiginiz?

Cahit Sıtkı Tarancı
--









Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
Grubumuzun adı üstünde ARIZA..

Burada kural yok, burada asma kesme, adam atma,
çıkışta bekleyip dövme gibi hadiseler yok herkes istediği mesajı atabilir..
"her insan ayrı düşünür herkes farklıdır" der, kabul ederiz.

Ne kadar uğraşsakta bu grubu bir kalıba sokamayacağımızı anladık
onun için kafanıza göre takılın, eğlenmeye bakın..
biz öyle yapıyoruz :)

________________________________________

Diğer Gruplarımız

http://groups.google.com.tr/group/goolden
http://groups.google.com.tr/group/disiaslanlar
http://groups.google.com.tr/group/keshane
http://groups.google.com.tr/group/sporx
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

**80'lerin Rüzgarı** DENİZ

 

DENİZ
Bu aksam vakti deniz,
O bütün hasretimiz,
Sanki gelmis de dile,
Nedametin sesiyle,
Çarparak kayalara,
Yetmez mi, diyor deniz
Karada çektiginiz?

Cahit Sıtkı Tarancı
--









Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek


--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
mail atımı için adres    : seksenlerinruzgari@googlegroups.com
üyelikten çıkmak için  : seksenlerinruzgari-unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazlası için         : http://groups.google.com/group/seksenlerinruzgari?hl=tr

PATRON..................:Y♥A♥K♥A♥M♥O♥Z
YÖNETİCİLER.........:Siyahİnci ~  SYMRNA  ~  NUR

-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

(¸.·*♥UcNoktası♥*·.¸) AYRILIĞIN İLANI



Gidiyormusun diye sorma bana,
Gönderen sensin.
Ne terk etmeyi istedim seni,
Nede daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi.
Senin kadar öfkeliyim bende,
Senin kadar endişeli.

Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana,
Ama inandıramadım seni.
Sen sorgularken beni kafanda,
Ben gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla,
Bir tek sözün bağlardı beni sana,
Oysa sen hep susmanın koynunda.

Aşkın içine bir kez girdimi kuşku,
Teslim alır bedenleride.
Sütten çıkmış ak kaşık değildim,
Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza,

Dünya ki bazen minicik bir odada,
Bazen kentin ortasında şekillendi.
Nasılda güzeldi....
Zaten sen varsın diye her şey güzeldi,
Ama sen buna da inanmadın.

Ah bu sorular....
Yaşamak varken sevdayı,
Delice niye boğarız sularla?
Nasıl ikna edebilirdim seni,
Ben aşk dedikçe,
Sen dur dedin.
Ben seninleyim dedikçe,
Sen hayır dedin.

Zaten az konuşan sen,
Olumsuz ne kadar sözcük varsa,
Sen bulup çıkardın ortaya.
Bense hiçbir şey diyemedim.
Ne kadar zarar vermişim sana meğer,
Nasıl değiştirmişim seni,


Oysa hiç böyle düşünmemiştim,
Kimseye zarar vermek istemezdim ben.
Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmekte istemem.
Ama öyle oldu işte.
Demek ki gitmenin zamanı şimdi.

Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı,
Aklında sevda sözlerimiz bile kalmaz,
Rahat değildin,
Rahat ol artık,
Gözlerini saklaman içinde bir neden kalmadı artık.
Tedirginliğininde sebebi kalktı ortadan.

Biliyormusun bitanem!
Gidişim yürekten değil,
Zorunluluktan.
Sanma ki bu toy sevdayı;
Başka kimliklere taşırım.
Sanma ki;

Benden sakladığın gülüşlerini,
Başka yüzlerde ararım.
Senide götürürüm yüreğimde,
Her zaman yokluğunu taşırım.
Bulup, bulup kaybettim seni bebeğim,
Ne yazık ki toz duman edemedim kuşkularını,

Ne yazık ki kalamadın bana,
Öpücügümün kokusu kalacak, kapının eşiğinde.
Kokladıkça bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın.

Necip Fazıl KISAKÜREK


--
......İnsan geçtiği yollarda izler bulmalı, geçerken kendisi iz bırakmalı .....

   suyun-dunyasi@googlegroups.com



--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
  ♥♥♥ Yasam, Paylasmakla Daha Guzel.♥♥♥

"İNSAN!
Çok Düşün,Hoş Konuş,İyi Davran,Temiz Yaşa,Görevini Yap,
Sevgi Kazan."

Saygısızlığın olmayacağı, tahammül edebileceğimiz kadar hoşgörü ile (¸.·*♥UcNoktası♥*·.¸) Grubundayız".

Ana sayfa...:
http://groups.google.com.tr/group/ucnoktasi/

Grup Sahibi  : keremiix@gmail.com (Kerem ESEN)
Yönetici       : benhanci@gmail.com (Hatice Hanım)
Yönetici       : bunchofflowers@gmail.com (Buket Hanım)
Yönetici       : belgin.aksoylu@gmail.com (Belgin Hanım)
Yönetici       : levinda20@gmail.com (Nurcan Hanım)
yönetici       : asamerh1@gmail.com (Meriç Bey)
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

(¸.·*♥UcNoktası♥*·.¸) KENDİNE İYİ BAK





Yan yana geçen geceler unutulup gider mi
Acılar birden biter mi
Bir bebek özleminde seni aramak var ya
Bu hep böyle böyle gider mi.

Suya hasret çöllerde beyaz güller biter mi
Dikenleri göğü deler mi
Bir menekşe kokusunda seni aramak var ya
Bu hep böyle böyle gider mi.

Kendine iyi bak beni düşünme
Su akar yatağını bulur,
Kendine iyi bak beni düşünme
Su akar yatağını bulur,

İçimdeki fırtına, kör kurşunla diner mi
Kavgalar kansız biter mi
Bir mavzer çığlığında seni aramak var ya
Bu hep böyle böyle gider mi

Şu kahpe dünya seni bana düşman eder mi
Dostluklar birden biter mi
Bir kardeş selamında seni aramak var ya
Bu hep böyle böyle gider mi

Kendine iyi bak beni düşünme
Su akar yatağını bulur,
Kendine iyi bak beni düşünme
Su akar yatağını bulur.

ALİ ÇINAR

--
......İnsan geçtiği yollarda izler bulmalı, geçerken kendisi iz bırakmalı .....

   suyun-dunyasi@googlegroups.com




--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
  ♥♥♥ Yasam, Paylasmakla Daha Guzel.♥♥♥

"İNSAN!
Çok Düşün,Hoş Konuş,İyi Davran,Temiz Yaşa,Görevini Yap,
Sevgi Kazan."

Saygısızlığın olmayacağı, tahammül edebileceğimiz kadar hoşgörü ile (¸.·*♥UcNoktası♥*·.¸) Grubundayız".

Ana sayfa...:
http://groups.google.com.tr/group/ucnoktasi/

Grup Sahibi  : keremiix@gmail.com (Kerem ESEN)
Yönetici       : benhanci@gmail.com (Hatice Hanım)
Yönetici       : bunchofflowers@gmail.com (Buket Hanım)
Yönetici       : belgin.aksoylu@gmail.com (Belgin Hanım)
Yönetici       : levinda20@gmail.com (Nurcan Hanım)
yönetici       : asamerh1@gmail.com (Meriç Bey)
♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---

~*~KIZILDERİLİLER~*~ FAVORİNİZ HANGİSİ?



--
HER DERDE DEVA
HİÇBİR GRUPTAN İLETİ ALMAMAKTAYIM
İLETİLERİNİZİ ÖZELE YAZIN

--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "KIZILDERİLİLER" grubu.
 Bu gruba posta göndermek için , mail atın : kizillderililer@googlegroups.com
 Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: kizillderililer+unsubscribe@googlegroups.com
 Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com.tr/group/kizillderililer?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---