16 Nisan 2009 Perşembe

HER ÇIĞLIK KENDİNE DÖNER

"Kendine Ağlayan Bir Nehir*"

Kendine Ağlayan Bir Nehir  Sinan Çakmak

Coşkun bir şelalenin köpükleri. İçimde yüzyıllardan kalan yanık izleri…

Gecenin içine resmini çiziyorum siyah beyaz
Saçlarına düşen yaramaz kar taneleri
Ellerin öylesine boşlukta
Gözlerinin ortasında terk edilmiş yaşamların ara durağı.
Hani yorgun düştüğünde yaşamaktan
Gidip gelen, vakitsiz, işe yaramaz
Kötücül düşünlerini yazmıyorum sayfanın ortasına.
Sen, beni biliyorsun
Uyuyamıyorum yine geceleri
Atıyorum kendimi, kıstırılmış
Bir günün melodisiz sabahına.
Güneş içimi ısıtmaktan korkuyor mu ne?

Düşlerimi biliyorsun.
Yalınlığımı, sevemediğim kitapları.
İçine oturup, bir türlü çıkamadığım
Her an kırmızı elmamı kemiren
Sinemanın gölgelerinde
Sokağın sarhoşluğunda
Dilencinin çocuk gözlerinde
Kırış kırış gömleğimin ön cebinde
Yastığımın köşesine sıkıştırdığım
Dışarı çıkarken kapıyı üstüne kilitlediğim
Öfkeli bir gecede sobanın içine
Hiç düşünmeden fırlattığım
Su içerken derin bir bardaktan dibinde suretini seyrettiğim
Yalnızlığımın
Ağlamaklı fotoğrafını da gördün.
Gözlerime batan
Yaşımın tuzu.
Tutkulu, acımasız, belki tek başına.
Ama derinliğine soyunduğum.
Gecenin ayak parmaklarında geçmişim.
Kendine ağlayan bir nehir.
Konuşmak için kürek çektiğim
Ve saplanıp kaldığım tuhaflığına.
Ayna, soba, duvar…
Karanfilin şaşkın yüreği
Kuşe kâğıda basılı ucuz magazin dergileri
Onlar bile saygılı, masum, itaatkâr
Başlamayan, damla damla buz tutan kısa boylu yağmur
Kısa boylu yağmur olur muymuş deme!
Birazdan tutamaz kendini
Düşecek yine kalbimin ulu orta bir yerine
Ölümcül bir varlık olduğumu
Anlatacak kısa, basit cümlelerle
Dinliyor gibi yapıp
Dalacağım ıslaklığına
Tenime dokunduğu vakit
Şehrin çirkef sesi uğuldayacak kulaklarımda

Ama
Aldırmayacağım yine
Seni, sınırları düşleyeceğim…
Ve ben
Yine
Gecenin içine resmini çizeceğim siyah beyaz…
Sadece benim olacaksın…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder