15 Nisan 2009 Çarşamba

Hırsızlık ve Mutluluk

Adam kapıyı açtığında, polislerle karşılaştı.
>Heyecanla:
>— Bir şey mi istediniz? diye sordu. Bir olay mı var?
>İçlerinden komiser olanı:
>— Geçen yıl evinizi soyan hırsızı yakaladık, diye cevap verdi.İfâdesinden,
>bu eve de girdiğini anladık.
>Adam, polislerin arasında sıkışıp kalan 18-20 yaşlarında ki genci bir
>müddet süzdükten sonra:
>—Buyurun, içeri girin, diye kenara çekildi. Herhalde bazı şeyler
>soracaksınız.
>Hep birlikte oturma odasına geçtiler. Adam önce polislerin, sonra da
>hırsızın elini sıkarak:
>—Geldiğinize sevindim, dedi. Bu gençle tanışmayı da çok arzu ediyordum.
>Polislerden biri:
>—Herhalde yanlış anladınız, diye lâfa karıştı. Bu delikanlı polis falan
>değil, evinize giren hırsızdır.
>Adam:
>—Daha o kadar yaşlanmadım memur bey, diye çıkıştı.Hırsız olduğunu biliyorum
>ama, açık söylemek gerekirse şikayetçi de değilim.
>Konuşanlar hırsızı da şaşırtmış görünüyordu. Adam, misafirlerine şeker
>ikram ettikten sonra tane tane konuşmaya devam etti:
>— Evim soyulmadan önce geç vakitlere kadar oturur, hâliyle sabah
>namazlarına kalkamazdım. Ve çok istediğim halde günde bir sayfa bile Kur'an
>okumaya vakit bulamazdım, namazlar da, Allah kabul etsin hep yarım yamalak
>olurdu. Ama delikanlı, bilmeden de olsa beni bu gafletten kurtartardı.
>Polislerden biri dayanamayıp atıldı:
>— Ne yaptı ki bey amca?
>Adam, biraz önce ikram ettiği sekerleri kutusuyla birlikte hırsızın önüne
>koyarken:
>— Daha ne yapsın ki evlât, diye gülümsedi. Evime girdiğinde, televizyonumu
>çalmıştı.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder