Sayın Aktaş,
Çok doğru bir saptama yapmışsınız. Şu an el değiştirmiş bir beyaz et üretici (tam entegre) canlı saha şefliği yapmış, yanı sıra uzun süre de veteriner ilaç sektöründe çalışmış biri olarak yazdım şu ana kadar. Bundan sonra da öyle olacak.
Ancak doğrudan birilerini karalamadığımıza, genel olarak mevcut sorunlardan bahsettiğimize dikkatinizi çekmek isterim. Biz ve bizim gibi, bu mesleğin en altındakiler, duyum, şüphe ve/veya tecrübelerimizi paylaşmak durumundayız. Eh, bir mesleki hiyerarşi var diyelim (ki var), kendisini bu hiyerarşide yukarılarda görenler, veya adına (olmaya) devlet dediğiniz mekanizma üstüne düşeni yapmalıdır.
Eski hakemimiz olan muhterem, falan firmanın ürünlerinde ŞU KADAR PPM (MG, DZM, vs) HORMON, BU KADAR ANTİBİYOTİK KALINTISI TESPİT ETTİM dememişti, anımsar mısınız bilmem. Ancak lafın nerede ve kime edildiğinin önemli olduğunu görmek de gerek.
Örneğin söylediklerinizi "ben" üstüme almış olayım. Bu durumda bir büyük beyaz et üreticisinin alım/satım müdürünün odasına girip evrak mı aşırayım? Bu da olmadı piyasadan topladığım numunelere evimde rezidü saptamak üzere testler mi yapmalıyım?
Ben gördüğümü, tecrübe ettiğimi söylerim. Bunu da edep kuralları çerçevesinde yaparım. Geldiğimiz bu noktada, elinde araştırma imkanı bulunan kişi veya kuruluşlar da "yahu ateş olmayan yerde duman tütmez arkadaş" demeli (oynatalım Uğur'cum değil ama) ve gereğini yapmaya başlamalıdır.
Hala bir tarım ve hayvancılık politikası olmayan (sadece mevcut hükümet için demiyorum bunu) bir ülkedeyiz. Dahası mensuplarının büyük kısmı hayvancılık sektöründe (elleri kirli) oyuncular durumundaki (şimdikiler için söylüyorum) devletten, ben olumlu tek hareket beklemiyorum. Kusuruma bakan da baksın umurumda değil.
Sözün özü aslında şu: Özellikle ve öncelikle bu mesleğe çeki düzen vermenin bir yolunu bulmamız gerek. Geleceğe umutla bakan, mesleğinden memnun, kimseye eyvallahı olmayan meslek mensupları üretmeye başlarsak bu benzeri pek çok problem ortaya bile çıkamayacaktır.
Sevgiyle kalınız...
Şafak Canbulat, DVM
From: Mehmet Akbas
Sent: Friday, April 17, 2009 3:22 PM
Subject: [ veterinerportal ] Re: Piliç sektörü sizin gibilerin elinden kurtulmalı..
Değerli meslektaşlarım,birkaç gündür beyaz et konusunda yazılanlar dikkatle izliyorum ama gördüğüm kadarıyla ifade edilen durum 'sav'dan öteye gitmiyor.Ben sektörün çok eski bir çalışanıyım ve yasal olarak eteğimdeki taşları da resmi otorite ile paylaşmak zorundayım.Bu konu hakkında yazan veya bilgisi olan meslektaşlarımın (resmi veya serbest çalışan) beyaz et sektöründe, antikoksidiyal,antibiyotik ve anabolizanlar açısından ellerindeki somut verilerle konuşmasını istiyorum.Çoğunuzun bildiği gibi,Kalıntı izleme konusunda KKGM'nin 2000 yılından bu yana yaptığı izleme programları vardır.Ben bu çalışmalar sırasında alınan bir sakatat numunesinde ,kursun seviyesinin maksimum limitin biraz üzerinde çıkması nedeniyle iki yıldan fazla mahkeme sürecine de maruz kalmış bir kişiyim.Kurşun seviyesi maksimum limitin üzerinde çıktığında yasal sürecini işleten idare,antibiyotik ve anabolizan bulduğunda mı peşine düşmeyecek ? Karanlığa kurşun sıkmayı lütfen bırakalım ! Hata yapıyorsak biz Veteriner Hekimler , hata yapıyorsa da işverenler devletin önünde şapkamızı önümüze koyup düşünelim! Aksi taktirde birkaç gündür yazılanların değeri ,günümüz basının magazin tarzından öteye gitmeycektir.Saygı ve selamlarımla... Mehmet Akbaş
From: medvet
Sent: Friday, April 17, 2009 6:46 AM
Subject: [ veterinerportal ] Re: Piliç sektörü sizin gibilerin elinden kurtulmalı..
Bir Noktaya dikkat çekmek gerektiğine inanıyorum.
Sevgili Meslek Mensupları, (meslekten olmayanlar üstlerine alınmasın, sadece doktor olanları kast ediyorum)
Bu konuyu kısa kesmemenizi, bir meslektaşımızın pimini çektiği el bombasının, münasip bir yerde patlamasını sağlamalı, o sesin cılız bir fısıltı olarak kalmasına izin vermemeliyiz.
İsterlerse buna terbiyesizlik desinler, umurumda değil.
-- Bir zamanlar bir eski hakemin dilinin altından çıkan bakla, epeyce gündemde kalmış; sözüm ona devlet (ki olmaya devlet cihanda dedirten cinstendir) birtakım önlemler almıştı. Ancak bu yöntemler de para etmeyice, yine pek muhterem "enkırmen" bir büyüğümüz de, beyaz önlük ve bone ile, bir beyaz et tesisinde zuhur etmiş ve buyurmuşlardı "ben yiyom bak siz de yiyin, valla bişi yok" dedi de, sektör rahat bir nefes aldı.
Mesleğimizin süper terbiyeli ve ileri gelen mensupları sessiz kalmışlardı.
-- Balıkesir'in iki ilçesinde avian influenza saptandığında, yine devlet, sekiz - onbeş bin tavuk, hindi, kaz, ördek bilumum kümes mahlukatını itlaf etti de nefes aldık çok şükür.
Konu ille de kanatlıdan açıldığından örneği de buradan verdim.
Kanatlı eti, çok kısa sürede ve muazzam miktarlarda üretilen, buna paralel olarak hızlı sirküle olan bir gıda. Burada yapılan "masum hatacıklar"ın telafisi de zor olmaktadır.
Kanatlı sektöründe çalışan meslektaşlarımız başta olmak üzere herkes çok iyi bilir ki, besi sonuna yaklaştıkça, ölen her broiler, firmaya ciddi zarar yazar. Bu durum iki ana sonucu doğurur.
1- Üretici firma yemle beraber veya müstakil olarak antibiyotik kullanarak, ölümleri azaltmaya ve karkas kaybını azaltmaya çalışır.
2- Hadi antibiyotik kullanmayayım diyen de, besi süresini kısaltmak gayesiyle anabolizan kullanma yoluna gider.
"Hadi canım sen de" diyenler olacaktır. Ben de şunu anımsatmak durumunda kalırım. Bir zamanlar (90'ların sonu 2000'lerin başları), bir büyük firma köy tavuğu üretmeye çalışmıştı, aranızda o firmanın akıbetini anımsayan var mı acaba?
Lütfen, üzerinizdeki ölü toprağını atın, emekli hakem ve/veya enkırmenlerden önce sesinizi yükseltin.
Dr. Ali Gariban ve Dr. Talat Duman kardeşlerim yanlız olmadıklarını bilmeliler ve meslek dayanışması da bir yerlerden filizlenmelidir.
Önemli Not:
Dietilstilbestrol (DES): Yemle yada implant şeklinde uygulanması büyüme hızını %10-15 arasında artırmakta, yemden yararlanma derecesini ise %10 iyileştirmektedir. Besi sığırlarının 20-30 gün önce kesime gönderilmesi gibi bir avantaj sağlamaktadırlar. Ancak kanserojen etkisi nedeniyle kullanımı yasaklanmıştır. (A.Ü.V.F. Sığır Hastalıkları Kitabı'ndan).
From: medvet
Sent: Wednesday, April 15, 2009 8:00 PM
Subject: [ veterinerportal ] Re: Piliç sektörü sizin gibilerin elinden kurtulmalı..
Sevgili meslektaşım, Dr. Ali GARİBAN,
Soyadın gariban ama sen süpersin baştan bunu belirteyim.
Bu beyaz et baronlarının artık önüne geçmek imkansız gibi. İmkansız gibi diyorum, çünkü satılmışlığın böylesine tavan yaptığı bir meslek daha yok.
Sen ve senin gibilerin bu mesleği istila etmesi dileğiyle, söylediklerinin tamamına ve harfiyen ve hatta kesinlikle katılıyorum.
Sevgiyle kal...
Şafak CANBULAT, DVM
From: ali gariban
Sent: Wednesday, April 15, 2009 12:30 AM
Subject: [ veterinerportal ] Piliç sektörü sizin gibilerin elinden kurtulmalı..
Sn.Besdbir başkanı bizi terbiyeye davet etmişler..
Yazımızı okuyunca galiba sancılar girdi..
Size terbiyesizlik yapılan nokta nedir onu da ben anlamadım.Eger mesleğimin icra noktasında öncelikle insan sağlıgına ,sonra da mesleğime yapılan tecavüzleri ifşa ediyorsak ve siz bunu terbiyesizlik olarak algılıyorsanız,bence sorgulanması gereken sizin terbiyenizdir..
Bizler şatafatlı salonların,lobi adamları olamayabiliriz.
Lüks ofislerde,size göre "elit" çevrelerle dostluk yapamayabiliriz.
Belki sesimizi de duyuramayabiliriz.
Ancak bir hekim olarak almış olduğumuz eğitimin gereği görevimiz yapmakla mükellefiz.
Siz zaten kendi kendinizi ele veriyorsunuz bir yazıya cevap verirken.Diyorsunuz ki
yurt içinde üretilen mısır da GDO yok ,ithallerde var
Ben de diyorum ki piliç ve kırmızı et sektöründe ithal mısır kullanmayan var mıdır?
Yoktur,bunun neresi yalan.Bu ülkeye ucuz alfatoxinli mısırları gemilerle sokanların ismini pekala siz daha iyi biliyorsunuz.
Bu ülkeye mama yapıyoruz diye süttozu sokanları da biz iyi biliyoruz.Bunlar dan biri siyasette iyi bir yerde,birileri de yem sektöründe çok iyi yerde.
Benim muhatabım siz degilsiniz, bu ülkeye bebek maması gönderirken omega 3 'ü devreye sokan enzimleri sırf bizim ülkemize gelen mamalarda kullanmayan zalimlerle işim.
Sucuk içine zararı bilindiği halde nitrit basanlarla işim..
Daha önce yazımda bahsettigim gibi antibiyotikli premiks,yem yapanlarla işim,ki bir çoğunu söyleyebilirim.
Altın tozunu kullananlarla işim.
Ne olduğu belirsiz katkı maddeleriyle bizlere ürün diye zehir sunan,organizmadan bihaber, sadece ticari düşünen, veteriner hekim camiasını küçük görenlerle işim
Sizin gibi mesleği bilmeyen,hekim olmayan,kişilerle işim olmaz hamdolsun..
Ali Gariban
Babalar gibi Veteriner Hekimi
--~--~---------~--~----~------------~-------~--~----~
Bu mesajı şu gruba üye olduğunuz için aldınız: Google Grupları "Veterinerportal" grubu.
Bu gruba posta göndermek için , mail atın : veterinerportal@googlegroups.com
Bu gruba üyeliğinizi sonlandırmak için şu adrese e-posta gönderin: veterinerportal+unsubscribe@googlegroups.com
Daha fazla seçenek için, http://groups.google.com.tr/group/veterinerportal?hl=tr
adresinde bu grubu ziyaret edin
-~----------~----~----~----~------~----~------~--~---
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder